ArşivNisan, 2007

Kendine Gel EMI !

50 ülkede 6300 çalışanıyla Dünya’nın en büyük bağımsız müzik şirketi EMI’da neler oluyor? Finansal raporlarında kar ettiğini göstersede EMI küçülüyor. Bazı kaynaklardan edindiğim bilgi EMI’ın raporunu yalanlıyor. 2006 yılında 62.7 milyon dolar net kar açıklayan EMI aslında 90 milyon doların üzerinde zarar etti.

Bünyesinde The Beatles’tan Rolling Stones’a, Pink Floyd’tan Robbie Williams’a bir çok ünlü ismi barındıran EMI gerek Dünya’da gerekse ülkemizde 2006 yılında başarısızlığa uğradı. İnternetin gelişimine ayak uyduramayan ve tutarsız bir politika izleyen ülkemizdeki “EMI-KENT”te en büyük darbeyi aldı.

31 Mart günü Hakan Kurşun görevinden “istifa” etti. Ardından Finans Direktörleri Ö. Nazan Hacıgüzeller, 1 Nisan itibariyle EMI Türkiye’nin yeni Genel Müdürü oldu. EMI-KENT, Unkapanı’nda yıllardır varolan deposunu kapama kararı aldı ve iyice kabuğuna çekildi. Bu çekilme sırasında ise yerli sanatçıların çoğu ile sözleşmesini feshetti. Daha doğrusu Hakan Kurşun’un sanatçılarıyla… Bir tek Hayko Cepkin’in sözleşmesi fesh edilmedi. Bunun nedeni ise zaten yeni albümün kaydedilmiş ve çıkma aşamasında olmasıydı. Yani zaten para gitti…

Dünya çapında küçülüp yeniden büyümeyi hedefleyen EMI’ın ülkemizdeki tutumunun ne olacağını merakla izliyoruz. Zira Universal Türkiye bildiğiniz gibi kapanmış ve temele atılmış ilk bomba olmuştu. Şimdi Universal yeniden Türkiye’ye döndü ama prodüksiyon yapacak mı bu henüz net değil.

Ö. Nazan Hacıgüzeller’e başarılar ve kişisel zevklerin daha önce EMI’de yaşananlar gibi onları zarara uğratmamasını diliyorum.

Bu Kadarı Doğru Olamaz

Son günlerde internet ortamında ve sokakta sıkça konuşulan bir konu var. Kimsenin açıkça, adını koyamadığı iddialar sonunda benim bloguma kadar ulaştı. İhtimal vermek istemediğim ancak bir zamanların komünist memleketlerinde olduğu gibi “fısıltı” ve “dedikodu” olarak yayılmaktan çıkması, her şeyin açıklıkla konuşulması, iftira ve dedikodulara mahal verilmemesi açısından ve demokrasi adına bir hizmettir diye düşündüğümden, sizlerle de paylaşıyorum.

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak… Kendisini trafik kazasından, babasına borç vermesinden, milyon dolarlık işlere imza atmasından ya da gemi satın alışından hatırlayabilirsiniz. 28 yaşındaki Burak, Bilkent Üniversitesi’nde okurken yurtdışına burslu olarak yollandı ve ekonomi eğitimini tamamladı. Eğitimi bitmiş olmasına rağmen Burak’ın askerliği halen tecilli olarak gözükmekte.

Adını ilk kez 1998 Mayıs’ında TRT İstanbul Radyosu Sanatçısı Sevim Tanürek’in trafik kazasında ölümü nedeniyle duyduk. Şişli’de, iddiaya göre, bir kırmızı ışıkta durmayıp Sevim Tanürek’e çarpan aracı kullanıyordu. Kazadan hemen sonra fren izlerini silmek için Belediye tarafından cadde baştan aşağıya temizlenmiş ve yine iddiaya göre o dönemde ehliyetsiz olan Burak, ceza almaması için “3 ay önce” verildiği görülen bir ehliyete sahip olmuştu. Bu arada, Sevim Tanürek’in yakınları “birileri”nin kendilerini tehdit ettiğini öne sürdüler ama olaylar kapandı, iddialar havada kaldı.

Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi, Sevim Tanürek’i 8′de 8 suçlu buldu ve “Burak kusursuzdur” dedi. Kusursuz raporunu veren Başkan Eyüp Bey ise daha sonra Türkiye Deniz İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.

Burak Erdoğan ise, 2001 yılında Berlusconi’nin şahitliği ile evlendi. Düğünde takılan 174 adet Cumhuriyet Altını Recep Tayyip Erdoğan’ın mal varlığındaki artışın nedeni olarak açıklandı. Tayyip Erdoğan, 2001 yılında verdiği mal beyanında oğlu Burak’a 220 bin ABD Doları ve 55 bin Alman Markı borcu olduğunu açıkladı. Burak, o zamanlar üniversiteden yeni mezun olmuştu ve 22 yaşındaydı.

Burak, babası Ülker Grubu ürünlerinin dağıtımını yapan şirketteki hisselerini 1.2 trilyon liraya satana kadar şirketin yönetimindeydi. Gıda sektöründen, babası hisselerini satılıp çekilince, hemen “kendi” birikimleriyle denizcilik sektörüne girdi.

Hatırlayacaksınız; geçtiğimiz günlerde özellikle internet ortamında çok konuşulan bir konu vardı: “Gemi” meselesi. Yüzde 50 ortağı olduğu MB Denizcilik adlı şirket, Hasan Doğan’dan değeri iki katı olmasına rağmen Safran 1 adlı kuru yük gemisini 2 milyon 325 bin dolara, 500 bin doları peşin 36 ay taksitle satın almıştı. Alan kişi tahmin edeceğiniz üzere Burak Erdoğan’dı.

Ve iddialar bundan sonra da peş peşe geliyor.

Hasan Doğan’ın 705 Milyon Dolar + KDV’ye Levent’teki İETT garajı arazisinin sahibi olan Sama Dubai’nin ortağı olması. Hasan Bey’i Remzi Gür ile ortak oldukları Ramsey’den tanıyoruz.. Ayrıca Hasan Bey’in ablası Remzi Gür ile evli. Peki Ramsey’in Burak ile ilgisi nedir? Burak Bey ve kardeşleri “burslu” olarak Remzi Gür ve Ramsey tarafından yurt dışında okutulmaktadır.

Herhalde bu kadarı doğru olamaz.