Çifte Standart ve Garip Cezalar

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun artık çifte standart uygulamalarına bir son verilmeli. Sahaya su atan takımla, girip adam döven takıma aynı ceza nasıl verilir Allah aşkına? Bu hangi akla mantığa sığar?

Geçen sene Fenerbahçe maçında yaşanan olaylar nedeniyle topa tutulan, hapishaneye tıkılan ve 5 maç seyircisiz maç cezası verilen Galatasaray ve taraftarı bu cezayı nasıl kaldıracak?

Trabzonspor – Sivasspor maçında sahaya giren taraftarlar şuan acaba Galatasaray’lı taraftarlar gibi cezaevinde mi yoksa evlerinde mi?

Sahaya su atmak ile girip adam dövmek aynı şey mi?

Galatasaray derhal UEFA’ya başvurmaları ve cezasının yeniden tartışılmasını sağlamalıdır. Zaten UEFA’nın daha hafif bir ceza vereceği belliyken bir de Trabzon maçı göz önünde bulundurulursa cezanın en fazla 3 maç şeklinde uygulanması gerekir.

UEFA’nın benzer kararları emsal olarak gösterilebilir.

Bundan daha kötüsü ne olabilir?

Trabzonspor Başkanı’nın kendinden emin olarak söylediği gibi maç 1-0 olarak onaylanacak. İşte o zaman federasyon çok zor durumda kalacak. ve o zaman Samba….

Ersan Çelik: “Galatasaray üzerinde oyunlar oynanıyor”

Galatasaray’ın yasak getirdiği FOX TV’nin yasağa neden olan programın VERKAÇ’ta bir konu daha konuşuldu. Ersan Çelik, Galatasaray üzerine oyunlar oynandığını ve çok kötü şeyler konuşulduğunu “DUYDUĞUNU” ve ileride açıklayacağını söyledi.

Neden bekliyorsunuz Sayın Ersan Çelik, lütfen konuşanları ve bu oyunu ifşa ediniz

Onlar Mars, WordPress Venüs…

Türk Telekom, WordPress’e erişimi durdurdu. Gerek kendi içinde barındırdığı, gerek blogcu.com dahil olmak üzere altyapısının kullanıldığı yüz binlerce blogun yaratıcısı WordPress’in internet sitesine erişim yasaklandı. “T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.” ibaresi aynen ekşisözlük’e yapıldığı gibi uygulamaya kondu.

Türkiye üzerinden bağlanan kullanıcılar bloglarını güncelleyemiyorlar ve blogları takip edemiyorlar. Günde 34.028 blogun açıldığı bir sistemden bahsedildiği de unutulmamalı.

Türk Telekom, yasaklamanın mahkeme kararı olması dışında herhangi bir bilgi vermedi. Fakat WordPress.com’da Matt tarafından Pazar günü yapılan “Why We’re Blocked in Turkey: Adnan Oktar” yani “Türkiye’de neden engellendik: Adnan Oktar” başlıklı yazı ise olayı ortaya çıkardı.

Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar’ın avukatın WordPress’e yolladığı mektupta müvekkili Adnan Oktar hakkında yazılmış haksız ve yanlış bilgilerin kaldırılması için daha önce başvuru yaptıklarını fakat bu ricalarının bir işe yaramaması sebebiyle mahkeme kararı ile WordPress.com sitesinin yayınını durduklarını açıkladı.

Tamam aslında mantık doğru işlemiş bu noktada hatalı olan WordPress ama mahkeme kararı WordPress e ulaşmadan nasıl böyle bir engelleme yapılabilir ve neden yapılır. Buna Türk medyası nasıl göz yumar. Daha yeni yeni küçük küçük haber olarak yayınlıyorlar.

Hoş bu yazıyı yayınladığım blog sistemlerinde de ya tepki yok ya da çok düşük seviyede. Sanki onlar Mars, wordpress Venüs…

Ayrıca .C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı ise bilgiye erişimi engellemesi nedeniyle kendi içinde çelişen bir Anayasamız olduğunun göstergesi sanırım. İnternet’ten anlamayan bir meclis dolusu insana bunu nasıl anlatırız bilmiyorum ama Anayasa değişikliğinde yapılması gereken en önemli şeyin bilgiye erişimin engellenmemesi olduğu kanısındayım.

[Cüneyt Arkın Mode On] Hey Telekom aç şu engeli bakayım, sende WordPress yavrum akıllı olaceksın, abilerinin sözünden çıkmayacak vatana millete yararlı bir evlat olacaksın [Mode Off]

Youtube’da Son Skandal

Aslında geçmiş vakalardan hiç bir farkı olmayan yeni bir skandal video, youtube’da yayında. “İşte gerçek köpekler, hepsi birbirinden köpek” başlıklı videoda kimler aşağılanmıyor ki.

Sadece Atatürk üzerine yapılan videolardan sonra şimdi başta bizler olmak üzere Recep Tayyip Erdoğan’dan Devlet Bahçeli’ye kadar herkes bu videonun içinde. Köpek kafaları yerine monte edilen kafalar ile başlayan video “Türklerin ataları” fotoğrafında Hitler ve Atatürk’ün aynı karedeki görüntüleri ile devam ediyor. Dansöz kılığındaki Bahçeli’den yine dansöz kılığındaki Atatürk ve Baykal fotoğraflarına kadar çok ağır sahneler mevcut.

Aleni küfürlere yer verilen videoda fon müziği ise Hüseyin Turan’ın son albümünde seslendirği azeri türküsü “ecayib heyvanlara benziyirsen”.

Ben daha fotoğrafların üzerine müzik koyup youtube’a atmanın ne mantığı olduğunu anlayamamışken bir insanın böyle birşeyle uğraşması gayet ilginç. Fikirlerini yargılamıyorum çünkü yargılayacak kadar değerli değil fakat bir insan neden böyle birşey yapmak ister?

Hitler’in “Atalarımız” başlığı altında gösterilmesinin veya Tansu Çiller’in köpek vücudu ile annemiz olarak gösterilmesinin hangi ideoloji için faydası vardır? Mantığı nedir?

İstendiği taktirde kim olduğu çok rahatlıkla bulunabilmesine rağmen daha önceki videoları gönderenler bulunamamıştı. Üstelik o şahıs tekrar tekrar göndermişti videoyu.

Youtube’u tabii ki ağır bir şekilde eleştirmemiz mümkün değil, tüm videoları kontrol etmesi imkansız. İmkan dahiline aldığında ise videolar günlerce onaylama sürecinde bekleyebilir ki aslında bu da imkansız.

Şimdi yapılması gereken şey bu videonun altındaki “Flag as inappropriate” e tıklayıp “Choose Reason” ın altındaki nedenlerden “Hate speech” i seçerek Flag This Video tuşuna basmak.

Hiç vermek istemesemde kaldırılması için bu şart. İşte o video….
http://www.youtube.com/watch?v=W-kKgPDP0JY

Yabancı uyruklu kadın arıyorum!

 

Türk kadın masöz aranıyor!Antalya’daki tüm turistik tesislerde bulunan suyla terapi tesislerinde (SPA) yabancı kadınların çalıştırılmasının geçen yıl yasa ile engellenmesi, sektörde sıkıntıya neden oldu. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meslek Komitesi üyesi Ayhan Kızılsavaş, masör ve masöz açığı olduğunu, özellikle yabancı dil bilen personel sayısının yeterli olmadığını belirtti. Kızılsavaş, “Türk milleti kadın masöre iyi gözle bakmıyor. Kimse kendi yakınının erkeklere masaj yaptığı düşüncesini sevmiyor. Ama 800 SPA merkezinin yabancı uyruklu kadın masöze ihtiyacı var” dedi

Doğan Haber Ajansı (DHA)

Hmmmm…

Yabancı uyruklu kadın arıyorum!

Antalya’daki tüm turistik tesislerde bulunan SPA’larda yabancı kadınların çalıştırılması engellendi. Bakan Koç’un “Beli ağrıyanımızı Türk kadınlarına emanet edin” sözü ile başlayan engelleme hareketi sektörde sıkıntıya neden oldu. Biliyorsunuz ki SPA sektörü ülkemizin milli gelirinin nerdeyse yarısı demek.

“Benim kızım masöz de olamaz dansöz de” diyen babalar dün Antalya Kaleiçi’nde siyah bayraklar sallayarak slogan attı ve “Muhterem Koç madem çok isteklisiniz siz kızınızı masöz yapınız” pankartları açtı. Ayrıca çıplak masajı protesto eden babalar yunandan kalma sembolik bir çıplak heykel parçaladılar.

YUNAN ÇIPLAK HEYKELİ RESMİ

Yapılan basın açıklamasında masaj yapılacak kişiye kıyafetleriyle masaj yapılması gerektiğini savundular.

Başbakan Erdoğan’ın, “benim çocuklarım zaten bu yüzden armatör oldular” dediği öne sürülürken ve hiç bir kaynağın bu haberi doğrulamamasına rağmen; Kaleici’nde toplanan babalar Erdoğan’ın yorumunu çok beğendiklerini ve doğru söylediğini savunarak oylarını yine AKP’ye vereceklerini belirttiler. CHP’yi ve Baykal’ı değişmeye çağırdılar.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meslek Komitesi üyesi Ayhan Kızılsavaş ise sektörde masör ve masöz açığı olduğunu, özellikle yabancı dil bilen personel sayısının yeterli olmadığını, bilenin ise sadece “i love you”, “what is your phone number”,”let me entertain you”, “okey” “tenk yu” gibi cümleler kurabildiğini söyledi.

Türk masöz eksikliğinden dem vuran Ayhan Kızılsavaş’ın neden yabancı uyruklu kadın masöze ihtiyacımız var dediği ise bir türlü anlaşılamadı. Acaba sıkıntıda Türk masöz eksikliğinden değil de Türk masöz yerine yabancı uyruklu masöz arayan turistik tesisler nedeniyle mi ortaya çıkıyor sorularını akıllara getirdi.
Bunu bildiren de;

Haydaa Haber Ajansı (HaHA)

Kadın milletvekillerinden parti anlayışları

Yeni dönemde mecliste yer alacak kadın milletvekillerine “kadın sorunları”nı sormuşlar ve işte üç partiden alınan üç cevap.

Ak Parti Konya Milletvekili Türkmenoğlu:

- “Yasalarımızda kadın erkek eşitsizliği anlamında bir maddemiz yok. Ama uygulamada sorunlarımız var” demiş.

Peki ne yapmamız gerek sayın Türkmenoğlu?

“Uygulamadaki sorunlar yasal değişikliklerin tam olarak topluma yansıtılmamasından ya da yetkili birimlerinin tam olarak bilgilendirilmemesinden kaynaklanabilir.”
Bu açıklayıcı bilgileriniz ve çözüm önerileriniz için teşekkür ederiz.

Mhp İzmir Milletvekili Bal:

“Kalkınmanın sürdürebilirliği ekonomik, kültürel ve siyasal alanlardaki gelişmeye bağlıdır. Bu gelişme de kadın, erkek, genç, yaşlı ve özürlülerin hayat şartlarını dikkate alan politikalar üretilmesiyle mümkündür.”

Evet bu da gayet güzel bir çözüm önerisi oldu teşekkürler.

CHP Adana Milletvekili Erbatur:

“Artık parlamentoda mutlaka bir kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulmalı. Bütçe kanunu’nun hazırlanmasında toplumsal cinsiyet duyarlılığı gözetilmiyor. Hedefim hiç olmazsa yüzde 33′lük bir cinsiyet kotasının mutlaka yasalarımıza yerleştirilmesi.”

Allah aşkına şu üç milletvekilimizin cevaplarını okuyunuz. Sizce hangisi gerçekten birşey yapabilecek? Tabii ki hiç biri lakin hangisi daha hazır sorusunun cevabı %100 CHP Milletvekilidir.

Seçim öncesi propaganda döneminde de yapılan buydu. CHP’li Milletvekilleri projelerini ve yapmak istediklerini anlattılar, AKP ve diğer partiler ise sorunları.

Sorunlara ağlamak kolaydır, halkta bunu sever. Şahsi kanaatim halkın çözüm değil daha çok sorun gösterini seçtiği yönündedir.

Belki kötü bir tavsiye olacak ama CHP çözüm yerine sorun üretmeye başlarsa daha başarılı olabilir.

Not: Agggh

Sular akar ağlarım

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İSKİ’nin suya zam talebinin hem kurumun gelirlerini artırmak, hem de suda tasarrufu teşvik etmek amacıyla yapıldığını belirterek, bunun kararını Eylül ya da Ekim ayında toplanacak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin vereceğini bildirdi. Hürriyet

Evet, aylardır aman su yok ne yapacağız? Sesleriyle inliyor her yer. Bize diyorlar ki suyu dikkatli kullanın canım biraz adam olun. Ama tabii ki bu dikkatli kullanım belediyeleri bağlamıyor. Her yerde şehir şebekesine bağlı süs niteliğinde fışkıran sular.

Bir kaç aydır araştırıyordum. E-5 üzerinde Bakırköy – Şirinevler arasında sağ tarafta taşlar üzerinden sular akıyor şakır şakır. Bugün bu suyun şebeke suyuna bağlı olduğunu öğrendim. Yani yaklaşık 10 apartman kadar su harcayan bir “süs” belediye logolu.

Belediye neden tasarruf yapsın. Şehrin her bir köşesinde su fışkırtıp oy toplayacak. İnsanlar genelde fışkıran sulara oy veriyor ya. Fışkırtmalı

Ne Yapılabilir?

Eğer gerçekten tasarruf yapılması gerekiyor ise önce kaçak su kullanımı engellenecek, gereksiz fışkırtmalar son bulacak ve hepimiz dikkatli olacağız. Eğer kaçak su kullanımı ve gereksiz fışkırtmalar önlenirse pek gerek kalacağını sanmıyorum ya neyse.

Eee Başka Başka

Şuan uzay istasyonunda astronotların tuvaletlerini bile temiz su ile filtreleyip kullanabiliyorlar ama biz üç bir yanımız denizler ile çevrili iken bunu temiz suya çeviremiyoruz. Sadece tuvaletlerinden mi? Ellerine yıkıyorlar, benzin atığı bırakıyorlar ama sonuçta hepsi temiz suya çevriliyor. Neymiş bunun adı “The ECLSS Water Recycling System”

Sonuç: Sular akar akar, akar akar ağlarım, hep ismini hepsinimi anarım The ECLSS Water Recycling System!

Hayatımız reklam

“İngiltere’de Bir Çift Çatıda Seks Yaptı. Komşular Olayı Video’ya Çekti”

Bir nevi Bülent Ersoy’un adının Armağan olduğunu sandığım eşinin bir kız ile cep telefonlarına yakalanması vakasıyla aynı. Asıl ilgi çekici olan ise hem bu videoyu hem de bu İngiliz çifti çekenin yorumları.

‘Çifti gördüğümde gözlerime inanamadım. Hemen arkadaşlarımı çağırdım. 10 dakika boyunca seks yaptılar. Biz de onları filme çektik.’ Demiş. Tamam aşağıda da koyduğum görüntülere bende inanamadım açıkçası ama neden yayınlıyorsun be kardeşim.

Onu bırakın bu benim aklıma başka bir şey getirdi. Adamlar bu videoyu youtube a koyarken şirketlerinin isimlerini yazmışlar birde aynı Armağan beyimizin videosunda bulundukları mekânın ismini söylemesi gibi.

Yeni Medya Baskın Videoları mı?

Bu çatıda sevişen İngiliz çift ki durumlarından gayet memnunlar öğle arasını değerlendiriyor gibiler ama bir reklam malzemesi olabilir mi? Hadi bende reklamlarını yapayım belki işinize yarar “Soho production company”.

Gerçekten güzel bir prodüksiyona imza atmışlar. Ferman bey ve Serap hanım kadar ilgi çektiler mi bilemeyeceğim ama milyonlarca kişinin izlediğini biliyoruz. Ferman Bey ve Serap hanım ise yeni magazincilerimiz.

Acaba bu olayların tamamı reklam olabilir mi? Reklam olduğunu düşündüğüm evlilik ardından 20 gün geçmeden pişkin pişkin yakalan bir Armağan. Diğer tarafta çatıda seks yapıp videoya alınan çift ve iki farklı mekânın ismi.

Ama unutmayalım daha kötüsüde olabilirdi. Ya çatıdaki çift Bülent Ersoy ve Armağan olsaydı. Allah yazdıysa…

Polis, taraftar ve yine aynı senaryo

Evimden çıktım, hazır akşam yurtdışından misafirlerimiz gelecek biraz erken gideyim de Lincoln’un fotoğraflarını çekip koyayım diye düşündüm. Haber Türk sağ olsun 12 gibi gelecek dediği adam 11.15’te girdiğim havalimanında yoktu.

Tranway havalimanına girdiğinde korkmadım desem yalan olur. Yaklaşık iki yüz taraftar tezahürat yapıp camlara vuruyordu. Sevgilimi mi koruyacağım, kendimi mi koruyacağım derken kendi takımımın taraftarlarına birkaç Yugoslav faulü yaparak dışarı zor attık kendimizi. O arkadaşlardan da özür dileyim bir tanesinin boşluğuna geldi sanırım.

Bedava tranway kullanımı için gişelerde tünemiş taraftarları da aşıp Dış Hatların altındaki uzun koridora vardım. Alt girişi kapatıldığı için üstten otopark çıkışından girmemizi rica etti havalimanı güvenliği ve biber gazına karşı dikkatli olmamızı, mümkünse biraz beklememizi söyledi.

Ben beklemek istemedim, sevgilimden azarı yedim ve yukarıya çıktık. Ambulanslar vızır vızır önümüzden geçiyor, insanlar telaştan ne yapacaklarını bilemiyor. Acaba neler oluyor?

Taraflı, tarafsız bir sürü sinirli insan… Fotoğraf çekememenin verdiği acıyı geçiyorum… Geciktiğim için o kadar mutluyum ki… Tek başıma olsam neyse yanımda sevgilim var. Onu nasıl koruyacaktım 1.500 insandan…

Kapalı kapıları ve çatlak camları açıp içeri girebildik sonunda. Gözlerim doldu… Biber gazından mı yoksa utanmaktan mı bilemedim. (ki halen midemin bulanması biber gazından olabileceğini düşündürüyor)

İçerde spor gazetelerinde çalışan bir kaç arkadaşımla karşılaştım. “Ağabey birkaç fotoğraf verir misin?” Sorularıma “tabii ki hayır “ cevabı alıp ayaküstü muhabbete başladım.

N’oldu ağabey burada? Soruma utanarak sıkılarak yanıt verdiler. Roberto Carlos geldiğinde sonuna kadar taraftara açılan kapılar Galatasaray taraftarına kapanmıştı. 1500’ün üzerinde olduğu sanılan grupta itişmeler başlamış ve polis olaya müdahale edip birkaç kişiyi yaralamıştı.

Gözüme birden film şeridi gibi Fenerbahçe maçındaki olaylar geldi. Ne düşündüğümü anlamış olsa gerek “bir şeyler dönüyor berk” dedi. Ondan sonra komplo teorilerimizi paylaşıp güldük biraz. Ama sadece teoride kalmayan şeyler vardı elbet.

Önce Ali Sami Yen, sonra Atatürk Havalimanı… Polis ve Galatasaray taraftarı…

Yine mi tek suçlu taraftardı. Neyse bunları bir kenara bırakalım şimdi ne kadar para verdiğimizi hala bileme sekte Canaydın yönetiminde yapılan tek doğru transfere sevinelim.

He bu arada taraftar Canaydın ile barıştı sanmayın. “Yönetim istifa” diye bağıran taraftarlar, havalimanında “Fikrimiz değişmedi” diye bir de pankart açmışlar.

Hoş geldin Lincoln…

Dipnot: gözlerimin bulanıklaşması ve mide bulantısı bber gazına verilen normal bir tepki midir?

Feldkamp’ın taşırdığı bardak

“Pazartesi günü saat 17′de yapılması gereken toplantıya yöneticilerden Şükrü Ergün, Engin Akçakoca, Cengiz Özyalçın, Fatih Gökşen, Ali Gürsoy, Celal Gürcan, Atilla Kınay ve Vedat İrdelp çeşitli sebeplerden dolayı katılmadı. Yani 10 asil ve 5 yedek üyeden sadece dört asil ve üç yedek üye toplantıda yer aldı. Saray Yönetim Kurulunda alınan kararın geçerli sayılabilmesi için ise en az 6 asil üyenin alınan kararı imzalaması gerekiyor.”

Peki bu ne demek oluyor?
Feldkamp’ın sözleşmesi şuan için dernekler kanununa göre yeterli imza bulunmadığından geçersiz. Bu haberi Hürriyet’te okurken sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

Önce Feldkamp olayı sırasındaki bazı yorumlar:

Engin Akçakoca: ” Adnan bey. Biz transfer haberlerini basından duymak zorunda mıyız? Neler oluyor? Bize de biraz bilgi verir misiniz lütfen. Bu Feldkamp geliyor mu gelmiyor mu? Burada bulunanlar G.Saray Kulübü Yönetim Kurulu Üyeleri”

Şükrü Ergün’ün A.A’ya yaptığı açıklama: “Üzgün ve kırgınım. Feldkamp’ın teknik direktörlük yeteneklerini takdir edecek durumda değilim. Benim karşı olduğum şey, Kalli değil, karar süreci hakkında hiçbir şekilde bilgi sahibi olmamam. Feldkamp’ın takımın başına gelişi konusunda sadece benim değil, hiçbir yöneticinin daha önceden fikrinin olduğunu sanmıyorum”

Feldkamp, yaşıyla ilgili tepkileri ise şöyle değerlendirdi; “Bu tipik Türk düşüncesi. 74. yaşımı da kutlayacak olursam çok sevineceğim. 74. yaş gününü kutlayamayan çok insan var. Umarım 1 sene sonra hep beraber kutlarız.”

İlhan Cavcav: Feldkamp’ın gelmesi gayet normal ve olumlu bende 73 yaşındayım. Doğru karar

Evet, doğru karar Sayın Cavcav, sizin Fenerbahçe ile ilgili sözlerinizi ve el kol hareketlerinizi unutmuş değiliz. Feldkamp’tan da aynı davranışları beklemekteyiz.

Özhan Canaydın gidene kadar Galatasaray’ın içinde olduğu son yazımı yazmaktayım.

Şimdi gerçekleri anlatmanın vakti…

Ben bu Özhan Canaydın’dan neden haz etmem?
Dört nedeni vardır Özhan Canaydın’ı Galatasaray’a yakıştıramamamın.

1. Spor yöneticiliği konusunda bilgisiz olması

2. Galatasaray’ı bakkal gibi yönetmeye çalışması

3. Fairplay maskesi altında insanlara ağır suçlamalar ve ithamlarda bulunması

İlk önce Özhan Beyin ikinci seçimleri nasıl kazandığına bir göz atalım. Seçimlere yaklaşılırken bu seçimlerin iki aday arasında geçeceği belli idi. Yiğit Şardan güçlü ve projeleri hazır bir grup hazırlamıştı. Yiğit Şardan’ın Listesi: Özkan Olcay, Mehmet Cansun, Rıfat Karakimseli, Eşref Hamamcıoğlu, Sedat Doğan, Jerfi Tarık Fıratlı, Abdurrahim Albayrak, Mete Basol, Burak Elmas, Cem Ataç, Serol Acarkan, Mümtaz Tahincioğlu, Murat Yalçındağ, Hasan Mingü

Bu kadroda kimler vardı?
Bu kadro içinde Türkiye’nin en iyi yöneticileri, eski Galatasaray yöneticileri, Galatasaray’ın altyapı tesislerini hiçbir karşılık beklemeden yapmış insanlar ve en önemlisi mantıklı karar alabilecek bir “takım”.

Ve o Kara Seçimler

Seçimlerden önce şöyle bir sahne yaşandı. Araştırmalar Yiğit Şardan’ın yaklaşık 200 oy ile önde tamamlayacağını gösteriyordu ama birden Adnan Polat Bey çark edip Özhan Canaydın’ın listesine girdi. (Nedeni acaba Özhan Canaydın seçilemezse iki sene sonra başkanım sözünün gerçekleşmeyeceği olabilir mi?) Sabah görevli olarak Galatasaray Lisesi’ne girdik. 50 yaş üzerindeki ağabeylerimiz yerlerini almışlardı oy kullanmak için.

Birden o yaşta insanlardan beklemeyeceğimiz bir olay yaşandı. Tüm bu ağabeylerimiz Özhan Canaydın dışındaki oy pusulalarını yırtıp yere attılar. Özellikle Yiğit Şardan’ın pusulalarını. Ağabeylerimizden öğrenmek lazım tabii terbiyeyi. Bu hamle, oyları yerde gören insanların Yiğit Şardan’a oy atmayacağını ve zaten kararsız olan insanları çekmek içindi.

Oy kullandıktan sonra “Ooo Yeaaa” diye bağıranından tutunda bir sandıktan çıkan fazla oya kadar, koridorlardaki “Özhan Ağabeyci” gençlere kadar…

Sonuç

Feldkamp olayı artık bardağı taşıran son noktadır. SIFIR faizli kredi bulanların arkasından medya maymunu diyen, kendisini padişah zanneden, Galatasaray’ı 16 milyon dolar borç ile devralıp bu borcu 10 katına çıkaran ve hala geçmiş yönetimleri suçlama yüzüne sahip olan bir insan… Onlar 16 milyon borcu nasıl yaptı? Sen nasıl yaptın Canaydın? Ne daha fazla konuşmaya gerek var, ne daha fazla terbiyesizleşmeye… Şu Yiğit Şardan’ın seçim için vaatleri vardı ya… Alın onu terse çevirin elinize Özhan Canaydın’ın icraatları geçer.

Akılcı, profesyonel, kararlı, şeffaf ve cesur olmayı vaat ediyoruz.

Katılımcı ve birleştirici bir anlayışla hizmet vermeyi ve 25 milyon Galatasaraylıyı kucaklamayı vaat ediyoruz.

Her ne koşulda olursa olsun, Galatasarayın haklarını sonuna dek korumayı ve Galatasarayı asla, kimsenin önünde küçük düşürmemeyi vaat ediyoruz.

Her konuda işinin ehli insanlarla iş birliği içinde olmayı, her şeyi biz biliriz yanlışına düşmemeyi vaat ediyoruz.

Kendi şirketlerimizi hangi bilinç, özen, duyarlılık, dikkat, beceri ve profesyonellikle yönetiyorsak, Galatasaray
ı da aynı hassasiyetle yönetmeyi vaat ediyoruz.

Her yıl 20 milyon USD borçlanma yetkisiyle karşınıza çıkmamayı, şeffaf ve sürekli denetime açık olmayı, başarısız olma korkusu taşımadan proje, fikir ve hamle yapmayı vaat ediyoruz.

Galatasaray
ı 100.lükten kurtarıp, dünyanın en büyük ilk 10 kulübünün arasına taşımayı ve orada sürekli tutundurmak için gerekli tüm altyapıyı hazırlamayı vaat ediyoruz.

Yeter artık Canaydın…

Çok dip not: Fenerbahçe’yi de Feldkamp’a Roberto Carlos transferi ile yaptığı yaş önemli değildir desteğinden dolayı kınıyorum (:

Galatasaray Vestel Spor Kulübü

Manisa sıkıntısına rağmen…

Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın ile Vestel’in patronu Ahmet Nazif Zorlu buluştu, tarihi birleşme için söz kesti. Kısa süre içinde resmiyet kazanması beklenen anlaşmaya göre erkek basketbol takımının adı Galatasaray Vestel olarak değişecek. Görüşme yalnızca basketbol sponsorluğu ile sınırlı değil. Vestel, Manisa’dan desteğini çekti ama, Zorlu’nun sıcak ilişkileri sayesinde Hakan Balta ve Selçuk İnan’ın da Sarı-Kırmızılı ekibe transfer olabilecekleri ifade edildi.

Anlaşma borsaya açıklandı

Geleceğe yönelik en büyük proje ise Galatasaray Sportif A.Ş.’nin, Vestel ve Crea ile imzaladığı ‘pazarlama’ anlaşması. Borsaya yapılan açıklamada, tarafların masaüstü ve dizüstü bilgisayar üretimi ve satışı için 1 yıllık lisans anlaşması imzaladığı bildirildi. Intel firmasının da dahil olduğu projeye Fenerbahçe ile Beşiktaş’ın da katıldığı, üç büyüklerin logosunun yer aldığı masaüstü ve dizüstü bilgisayarların yakın zamanda satışa sunulacağı kaydedildi.”

——

Bir Galatasaray maçı hatırlarım. Numaralıda kuzenimle maç öncesi klasik muhabbetlerimizi yapıyorduk. “Ağabey bu ne biçim olay ya skor tabelası bir maç düzgün çalışıyor, bir maç bozuluyor.” dedi kuzenim. Baktım bir skor tabelasına sonra döndüm “Vestel yapıyor ağabey ne bekliyorsun” dedim.

Kuzenimin suratına bir kızarma oldu. O sırada arkamda bir kahkaha duydum. Bu tok gülüşün sahibi Ahmet Bey’di. Oğlu ile sürekli halı saha maçlarında karşılaşsamda kendisi ile nadirdir görüşmüşlüğüm.

“Haklısın” dedi gülerek. Bu Galatasaray’lı ağabeyimiz şimdi Galatasaray için yeni bir projeye imza atıyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar, mp3 çalarlar… güzel bir fırsat var. En azından benim bir adet mp3 çalar alacağım kesin.

Galatasaray Vestel adıyla bir basket takımı olmasının ise pek bir yarar getireceğine inanmıyorum. Basketbol için ayrı yönetim kurduk denildi ama basketbola giden paralar hep futbola akmaya devam etti.

Eğer Türkiye ve Galatasaray, ilgi çeken bir basketbol ligi istiyor ise Galatasaray, Efes Pilsen ile birleşmelidir. Bu birleşme hem Galatasaray – Fenerbahçe hemde Efes Pilsen – Ülker yarışını alevlendirecek ve basketbola ilgiyi arttıracaktır.

Vestel ile futbol takımı için bir oluşuma gidilebilir. Tabii ki Galatasaray gibi bir markanın Vestel Galatasaray gibi bir isim alması mümkün değildir ama tüm sponsorluk alanlarından yararlanılarak aynı etki verilebilir.

Ama istifa et Canaydın… Senle güzel haberlerin bile keyfi yok…

« Daha eski yazılar